Symphony X - Paradise Lost (2007)

symphonyx1
Progressive Metal'den bahsedip de Symphony X'den bahsetmemek olmaz. Bu müzik türünün Dream Theater, Fates Warning, Shadow Gallery, Pain of Salvation gibi büyük grupları arasında yeri kuşkusuz en sağlam gruplardan birisi Symphony X'tir. Grubun lideri Russell Allen tam manasıyla bir mükemmellik saplantılı bir kişilik olup, bu karakteri ile en doğru müzik türünü yaptığı söylenebilir. Symphony X, pek çok progressive metal grubunun olduğunun tersine kesinlikle bir Dream Theater klonu değildir. Tarzı bir miktar daha Power Metal'e yakın olup bu yönüyle daha çok Kamelot'a benzetilebilir.

Symphony X, kariyerine 1994 yılında çıkartmış oldukları self title albüm ile başlamış olup, en başarılı zamanlarını 2000 yılında çıkarttıkları "V: The New Mythology Suite" adlı albüm zamanında yaşamışlardır. Genelde konsept albümler yapan grup, tüm albümlerinde metal müzikte mükemmelliği yakalamakta, tek bir hata yapmadan tüm grubun virtüözlük seviyesine ulaştığını ispatlamaktadır.

Şahsi fikrimce Symphony X gerçekten müzikal olarak kusursuz bir grup olmasına rağmen en sevdiğim gruplar sıralamasına girmemektedir. Tamam kabul ediyorum bu adamlar bu işi en iyi şekliyle yapıyorlar. O gitar ritimleri, o altyapı başka bir grupta olmayacak kadar güçlü ve yerinde. Ama bu grupta beni içine almayan bir miktar uzak tutan bir şeyler var.

Gelelim 2007 yılında çıkarttıkları Paradise Lost adlı albümlerine. Malum Paradise Lost 17. yüzyılda bir İngiliz yazar, John Milton tarafından yazılmış düşen melek (fallen angel), Satan'ı anlatmaktadır. Willian Blake tarafından bu romandan esinlenilmiş çok sayıda çizim yapılmış olup, bu roman ve çizimler çok sayıda metal grubuna esin kaynağı olmuştur. Hatta Doom Metal'in mucitleri diyebileceğimiz Paradise Lost adlı grup ismini de bu romandan almaktadır. Symphony X de bu eşsiz esin kaynağından uzak duramamış ve yeni albümlerinde bu epik konu üzerinde yoğunlaşmıştır. Albüm yine sert, hatta çok sert. Grubun en modern soundunu bu albümde bulabilirsiniz. Grubun müzikal yeteneği ve virtüzölükleri hakkında tek satır bile etmeye gerek yok. Zaten o konuda doruğa ulaşmış durumdalar.

Albümde eksik olan şey akılda kalıcı melodi kıtlığı. Tamam arkadaş adamları resmen ağzımız açık izliyoruz, böyle bir yetenek böyle bir kalite çok az rastlanır ama bir konserde ben bu adamlara nasıl eşlik edeceğim hiç bir fikrim yok. Öyle karşılarına geçip ağzımız açık bakmaktan başka yapacak hiç bir şey yok.

Bu albümü alın arkadaşlar, emin olun vereceğiniz paraya kesinlikle deyer. Progressive Metal sevin sevmeyin, yine de bu albümü edinin. Bu türün en iyi örneklerinden bir tanesi olduğu kuşkusuz. Ben henüz tam anlamıyla albümü kavrayamadım ama eninde sonunda bir gün anlarız elbet.

Podcast