01 July 2007
7For4 - Time (2004)
7For41
7For4, Almanya'dan çok etkileyici bir grup. Grubun az biliniyor olmasından başka hiç bir sorunları yok çünkü inanılmaz yetenekli ve deneyimli müzisyenlerden oluşuyor. Sieges Even'ın virtüöz gitaristi Wolfgang Zenk, bize 7For4'da tam anlamıyla bir işitsel şölen sunuyor. Bizi sürekli şaşırtıyor, Jazz, Metal, Country, Klasik Müzik semalarında bir oraya bir buraya bizi sürükleyip duruyor. İnanılmaz bir sweep tekniği var Wolfgang'ın, hiç durmak bilmiyor müthiş sololarının yanısıra gerektiğinde arka plana kendisini çekip ritimleri ile de bizi şaşırtmayı biliyor. Zaten Wolfgang aynı zamanda MGI München adlı Almanya'nın en çok bilinen müzik eğitim okulunun da lideri ve eğitmeni. Yani tahmin edebileceğiniz gibi gitar etüdü gibi bir albümle karşı karşıyayız.

Grubun tek bombası Wolfgang değil. Bas gitarda Markus Grützer de uzun yıllardır Jazz/Fusion gruplarında çalmış tüm Avrupa'yı turnelerde gezmiş, son derece yetenekli bir müzisyen. Davulda ise yine bir eğitmen Klaus Engl var. Klavyedeki Markus ise gruba klasik müzik esintileri veren yine çok yetenekli bir müzisyen. Grubun temasını Jazz, Metal ve Klasik Müzik oluşturuyor. Yani her müzisyen geldiği kökenlerini gruba yansıtmayı çok iyi bilmiş.

Albüm baştan sona mükemmel işçilik, harika gitar soloları ile süslü. Zaman zaman Joe Satriani havası sezinlense de asla bu orijinalliğini etkilemiyor, çünkü en fazla 30 saniye içerisinde müthiş bir sürpriz yapıp bizi şaşırtmayı biliyor Wolfgang. Albümde öne çıkan bir parça yok. Tüm parçalar aşağı yukarı aynı kalitede. Bazı şarkıların metronomu düşük ve bir ballad havasında olsa da kimi şarkılarda Dream Theater ile yarışır bir havaya giriyor. Bazı parçalarda ve özellikle açılış parçası Zeitgeist'de Dream Theater havası, Rock'n'Rolex gibi parçalarda da Malmsteen havası hissedilse de bana güvenin kesinlikle bir diğer uyduruk Dream Theater/Malmsteen klonu değil bu grup. Çok orijinal ve çok başarılı bir grup.

Bu albümü gitaristlere ve gitar yönlendirmeli (guitar-oriented) müzik dinleyenlere şiddetle öneriyorum. Sweep ve tapping teknikleri konusunda resmen bir ders niteliği taşıyan bir albüm. Albümü bir kez dinledikten sonra Wolfgang Zenk ismini asla unutamayacaksınız.

Podcast
King Diamond - Give Me Your Soul... Please (2007)
kingdiamond1
Heavy Metal'in kuşkusuz en güçlü seslerinden birisidir King Diamond. İlginç makyajı, çok farklı vokal tarzı ve dini inancı sebebiyle her zaman marjinal kalmayı bilmiş ve her yeni albümünde belirli bir hayran kitlesini heyecanlandırmış, tüm konserleri olay yaratmış eşsiz bir Heavy Metal şahsiyetidir kendileri. 1980'lerin ortasında Merycful Fate adlı yine kendisi kadar ünlü grubundan ayrıldıktan sonra iki diğer Mercyful Fate üyesi(Michael Denner, Timi Hansen) ile birlikte solo kariyerinde devam etmiştir. King Diamond'ın müziği farklıdır. Evet kuşkusuz tüm Heavy Metal gruplarının benzer yanları vardır ama gerçekten King farklıdır. Bugüne kadar hiç kimse onun gibi vokal yapmayı düşünmemiş, düşünmüşse de yapamamıştır. Bir çocuk zırlamasından, bir gülyabani sesine, bir kız çocuğunun şarkı söylemesi tonundan, bir hayvanın kükremesine hemen her türlü sesi çıkartabilen çok ilginç bir gırtlağı vardır King'in ve tüm şarkılarını bu farklı vokallerle söyler.

King Diamond'un her bir albümü bir hikayeyi anlatmaktadır. Hatta bazen iki albümde tek bir hikaye olduğu da olur. Konserleri daha çok bir tiyatro sahnesini andırmaktadır. Mercyful Fate'in dağılmasının sebebi gösterilen satanic şarkı sözlerini King solo albümlerinde neredeyse tamamen bırakmış, Stephen King tarzı korku hikayeleri anlatır olmuştur. Hikayelerinde genellikle dram olur. Örneğin 2003 albümü Puppet Master, birer kukla kılığına sokulmuş insanların hikayelerini anlattığında içimize bir dirhem hüzüm serpiştirmeyi bilmiştir.

King'in bu son albümü de invanına yakışır bir albümdür. Albümün çıkış tarihi 29 Haziran'da albüm yayına çıktıktan bir kaç saat sonra edinmiş olmanın keyfini doya doya yaşamak için albümü art arta defalarca dinledim. Yorumlarım aşağıdaki gibidir.

İlk şarkı, Dead. King'in pek çok albümünden alışık olduğumuz bir intro. Kilise orguyla başlıyor ve arka planda inildemeler, fısıldama ve garip sesler ile bizi atmosferin içerisine sokmaya başlıyor. İkinci parça Never Ending Hill, bildiğimiz King tarzını aynen yansıtıyor. Buraya kadar bizi hiç şaşırtmıyor. Vurucu bir riff içermemesine rağmen bu parça yine de lezzetle dinlenir nitelikte.

Üçüncü şarkımız güzel bir gitar riff'i ile başlıor ama King'in kafa sesi azıcık yavan kaçıyor. Hani bazen King kafa sesini abartır ve bu kimi zaman sıkıcı olmaya başlar ve bu şarkıda da aynen bu dediğimden oluyor. Yine de güzel parça siz benim dediğime inanmayın. Dördüncü parça Black Of Night. Bence albümün en başarılı parçası. Sürekleyici bir gitar riff'i. Çift kros, King'in başarılı vokallerinden birisi. Hızlı ritimli oldukça kaliteli bir parça. Zevkle ard arda dinliyorum. Gitar solosu girdiğinde elimde değil (bence) dandik ve niteliksiz gitar solosunun altyapısındaki davulu dinliyorum. Çok güzel senkoplar ve hi-hat kullanımındaki başarı tartışılmaz.

Mirror, Mirror albümün beşinci parçası. Bu parçada Black Of Night'daki tempoyu biraz düşürüyor. Çok belirgin bir Them albümü havası sezinlediğimiz şarkının nakaratında yer alan gitar riffleri ve solo gerçekten çok klas.

Albümün ilerleyen parçalarından Give Me Your Soul, albüme ismini veren bence King'in tarzından bir miktar farklı ve onun da gelişebildiğini gösterir farklı bir parça. Özellikle parçanın girişi tam bir Queensryche parçasının girişi gibi ama tabii King vokalinin ilk kelimesinde kontrolü alıyor imzasını atıyor. Çok başarılı kesik melodiler içeren oldukça güzel bir parça.

Albümün bütünü hakkında konuşursak. Bir "Them", "Abigail", "Fatal Portrait" beklemeyin ama yine bu King Diamond. King'in başarılı vokallerinin yer aldığı, gitar ve davulun zaman zaman oldukça üst sınıf işler çıkarttığı gerçekten iyi bir albüm. Tüm King fanlarının edinmesi gerekli olduğunu düşünüyorum.

Podcast