Jun 2007

Running Wild - Death Or Glory (1989)

runningwild2
İşte cover sahne kariyerimin başladığı albüm ve şarkı Happy Albümün açılış şarkısı Riding The Storm beni o kadar çok etkilemiştir ki 1991 yılında yapılan okul müsamerisinde bu Power Metal parçasını sadece bir Casio org ile bütün okulun önünde seslendirme medeni cesaretini göstermemi sağlamıştı. O anda izleyenler benim hakkında ne düşündü bilmiyorum ama ben yaptığım işten çok haz aldığıma eminim. Running Wild bu albümü ile benim çocukluğumu, gençliğimi ve ardından geçen çok yılımı etkilemiş, müzik zevkimin oluşmasını sağlayan gruplardan birisi olmuştur.


devam

Helstar - Nosferatu (1989)

helstar2
Şöyle bir baktım da yeni albümlere ağırlık verirken eski klasikleri ihmal eder olmuşum. Helstar (tek L ile) 1980'lerin az bilinen, hakkını bulamamış en başarılı gruplarından birisidir. Ben bu grupla 1989 albümleri Nosferatu ile tanıştım. Albüm ilk dinlediğim andan itibaren kalbimi fethetmiş bir klasiktir. O döneme kadar hiç bugün Power Metal dediğimiz müzik türünü dinlememiştim. Helstar'ın gitar riffleri bas ve davul tarzı bana bambaşka bir yön vermiş ve gruptaki enerjiyi iliklerime kadar hissetmiştim. Aradan tam 18 sene geçmiş olmasına rağmen bu albümü dinlediğimde halen daha aynı gücü ve tutkuyu hissediyorsam bu albümde mutlaka farklı bir şeyler olmalı.

devam

Nuclear Assault - Survive (1988)

nuclearassault2
Arşivimi karıştırırken çok sevdiğim ama uzun zamandır ihmal ettiğim bir albüme rastladım. Bir özür niteliğinde de buraya da hakkında bir review koymak istedim. Nuclear Assault, Danny Lilker tarafından Anthrax'tan ayrıldıktan sonra kutulmuş ve 1980'lerin klasik Thrash Metal'ini en iyi yorumlayan gruplardan birisi olmuştur. Gümbür gümbür bass melodileri üzerine bol mi teli kasılarak yapılan cangır cıngır Trash Metal gruplarından farklıdır. En belirgin fark pek çoklarının gıcık, fakat benim çok yaratıcı bulduğum John Connelly'nin vokal tarzıdır. Grubun ilk albümü 1986 yılında çıkan Game Over ve 1988 albümü Survive, pek çokları tarafından birer Thrash Metal klasiği olarak adlandırılmaktadır.

devam

Dream Theater - Systematic Chaos (2007)

dreamtheater2
Orijinal ismi Majesty olup, gitarda John Petrucci, basta John Myung, davulda (idolüm) Mike Portnoy tarafından kurulmuştur. Daha sonra gruba eklenen Charlie Dominici ve ardından 2. albümde yerine gelen James LaBrie ile grup bugünkü şeklini hemen hemen almıştır. Klavyede Kevin Moore, Derek Sherinian gibi bir kaç isim gelmiş geçmiş ve klavyede Jordan Rudess adlı virtüöz ile grup son halini almıştır. Dream Theater 1990'ların başından itibaren en nefret edilen ve en çok sevilen gruplardan bir tanesi olmuştur. Progressive Metal'in tartışmasız en popüler ismi olup, kendisine benzer onlarca, yüzlerce grubun ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Dream Theater sevseniz de sevmeseniz de bir idoldür ve Heavy Metal'in yeni çehresini temsil eden çok önemli bir isimdir.

devam

Marillion - Somewhere Else (2007)

marillion2
Marillion 1982 - 2007 yılları arasında stüdyo albümü, toplama albüm, konser kaydı vb... toplamda 78 tane kayıt satışa sunmuş, her bir albümü ile de kalitesini tutturmayı başarmış kuşkusuz Senfonik Progressif Rock Müziğin en başarılı gruplardından birisidir. İngiliz grup, ülkesinin Rock müziğe katkılarının bir sembolü niteliğindedir. Belirgin bir İngiliz havasını müziklerinde hissetmek mümkündür. Hatta son albümlerinde bazı parçaların Radiohead bestesi olduğunu uydursak çok garip kaçmaz. Marillion en büyük başarısını Pter Gabriel'e benzeyen sesi ile efsanevi vokalist Fish zamanında yaşamıştır. Fish 1998 yılında gruptan ayrılıp solo albümler yapmaya başladığıktan sonra Marillion'un çizgisinde bir değişikik olmuş ve biraz daha az progressif daha fazla pop kültüründen beslenir olmuştur. Marillion ismini JRR Tolkien'in ilk yazdığı ama en son yayımlanan eseri "The Silmarillion" adlı eserinden alınmıştır.
devam

Megadeth - United Abominations (2007)

megadeth2Megadeth'in yeni albümünü duydunuz mu? Duymadım derseniz şaşırmam. Heavy Metal'in 3 M'i(Megadeth, Metallica, Manowar) denilen bu dev gruplardan şahsi fikrimce en başarılısı olan Megadeth'in böylesine başarısız bir çizgiyle kariyerine devam ediyor olması sizi bilmem ama beni çok üzüyor. United Abominations tam anlamıyla başarısız bir albüm. Dave Mustaine Rust In Peace'deki eski güzel günlere dönmeye çalışmış, bu açılış parçası Sleepwalker'da apaçık hissedebiliyoruz. Fakat olmamış arkadaşlar olmamış. Bu albümü de seven mutlaka çıkar ama bence Megadeth'in kariyerinin bittiği yerdir ve tam bir rezalettir.

devam

Nile - Ithyphallic (2007)

nile2
Nile, isminden de anlaşılabileceği gibi Mısır medeniyetlerine ciddi kafa yormuş bir grup. Kariyerlerinin başladığı 1995 yılından beri Mısır ve Ortadoğu kültürleri üzerine şarkı sözleri yazan grup, 1998 yılında çıkarttıkları "Amongst The Catacombs Of Nephren-Ka" adlı albümlerinden itibaren parçalarına Metal müzikle uzaktan yakından alakası olmayan ilginç antik Mısır melodisi olduğunu düşündüğüm melodiler yerleştirmeye başlamıştır. Parçaların girişleri, araları, intro ve interlude kısımlarını mükemmel bir şekilde besleyen bir melodiler grubu türünün en ilginç gruplarından birisi yapmıştır.

devam

November's Doom - The Novella Reservoir (2007)

novembersdoom2
November's Doom çok az bilinen bir Amerikalı Doomdeath Metal grubu. Pek çok yönden sıradan olmasına rağmen bir o kadar da orijinal bir grup November's Doom. Vokalist Paul Kuhr'un standart brutal vokallerini duyduğunuzda sıradan bir doomdeath grubuyla karşı karşıya olduğunuzu düşünebilirsiniz. Grubu biraz daha yakından tanıdığınızda yanılmış olduğunuzu fark edeceksiniz. Eski albümlerinde bayan vokale de yer veren grup son albümleri The Novella Reservoir ile biraz daha sert fakat kariyerlerinin en iyi albümlerini ortaya koydular.

devam

Ozzy Osbourne - Black Rain (2007)

ozzy2
Ozzy yine yaptı. Aranızda Ozzy Osbourne'u bilmeyen var mı? Metal müziğin asi çocuğu (yoksa dedesi mi desek) yeni bir albümle bıraktığı yerden aynen devam ediyor. Ozzy hakkında hiç bir şey anlatmaya gerek yok. O kendisini biz daha doğmadan ispatlamış ve tacını başına takmıştı. Bu albümde Ozzy yeni ne mi yapıyor derseniz, cevap çok basit.... hiç bir şey. Ozzy son 15 senedir ne yapıyorsa halen daha aynısını yapıyor. Sanırım dinleyici de bundan hiç rahatsız değil. Çünkü onun adı Ozzy, o hep aynı müziği yapar ve her zaman dinlenir her zaman konserleri dolar taşar ve her zaman albümleri kapış kapış gider.

devam

Redemption - The Origins Of Ruin (2007)

redemption2
Redemption Nick Van Dyk adında metal arenasında pek bilinmeyen bir isim tarafından kurulmuş bir proje grubudur. Nick nasıl ikna etti bilmiyorum ama Redemption'da Progressive Metal dünyasınca tanınan kişilerle çalışmıştır. Bu isimler arasında Fates Warning ve Agent Steel'da çalmış olan Bernie Versailles, aynı zamanda Fates Warning'in vokalistliğini üstlenen Ray Alder, Symphony X'de davul çalmış olan Jason Rullo, New Eden, Steel Prophet ve Taraxacum de vokalistlik yapmış Rick Mythiasin yer almaktadır. Görüldüğü üzere böylesine bir all-star-band'den ortaya çok kötü bir şeyin çıkması beklenemez. (mi?)

devam

Rotting Christ - Theogonia (2007)

rottingchrist2
Komşumuz Yunanistan'dan çıkmış en popüler grup Rotting Christ'tan yeni bir albüm. Pek çok örnekleri gibi kariyerlerinin ilk yıllarında primitif bir Black/Death Metal çizgisi çizen grup 2. albümlerinden itibaren biraz daha melodik death metale yaklaştı ve Dark Metal diye de adlandırılan kulvarda müzik yapmaya başladı. Non Serviam adlı bir klasikleşmiş albüme imza atmış olan grup bu isim ile Türkiye'de yayınlanan bir aylık mecmuaya da isim babalığı yapmıştır. Rotting Christ, canlı performansları ile oldukça başarılı, çok sempatik ve ilginç derecede Türk dostu bir gruptur. Hatta Rotting Christ, Türk olsun diye bir kampanya yapsak çok absürd bir şey yapmış olmayız. Ülkemizde en kötü Yunan düşmanlığının coştuğu yıllarda bile ülkemizde konserler vermiş, konserlerinde Türkçe konuşmuş, hepimizin bir duygu yumağı halinde konserden çıkmamızı sağlamışlardır. Bu sebeple bu grubun ülkemiz için ayrı bir önemi vardır.
devam

Rush - Snakes & Arrows (2007)

rush2
Rush, günümüz pek çok hard Rock ve hatta Heavy metal gruplarını derinden etkilemiş, 1970'lerin Progressive Rock müziğini sürükleyen gruplardan birisidir. Grup bas-vokalde Geddy Lee, gitarda Alex Lifeson ve davulda Neil Peart'dan oluşmakta olup grup elemanlarından her birisi alanında birer virtüöz olarak anılmaktadır. Rush'ın müziği büyük oranda Bas gitar tarafından sürüklenen, kompleks melodiler üzerinde oturmuş, bir miktar deneysel bir tarzdadır. Müzik kompleks olmasına rağmen akılda kalıcı olmayı başarır. Geddy'nin vokali ise çocuksu bir tınıda olup, temiz tertemiz bir tarzda grubun karakterini ortaya koymaktadır. Her yeni Rush albümünün çıkışı ise kuşkusuz müzik endüstrisinde bir olaydır.

devam

Samael - Solar Soul (2007)

samael2
Samael, kökeni 1991 yıllarına dayanan 8 albüm yapmış ilk 3 albümüyle yüksek bir müzikal başarıyı yakalamış İsviçreli bir gruptur. Kariyerlerinin ilk yıllarında karanlık tarafta yer alan çok tipik bir Satanizm propogandası yapan bir Black/Death grubuyken 1996 yılında çıkarttıkları Passage adlı albüm ile fanlarını tam anlamıyla şoka sokmuş, endüstriyel metal denilen ucube(benim fikrimce) müzik türüne geçiş yapmış bir gruptur. Tamam kabul etmek gerekirse bu türü de oldukça iyi yapmalarına rağmen her yeni albümünü aldığımda acaba kökenlerine geri dönerler mi hevesini yaşamadan edemiyorum. Maalesef bu albümlerinde de ilk 3 albümdeki tad ve doku yok. Öyleyse biz de bu grubu bu haliyle kabullenip Solar Soul albümünü inceleyelim. devam

Saxon - The Inner Sanctum (2007)

saxon2
Saxon 1980'lerde Iron Maiden ve Def Leppard gibi NWOBHM dalgasının en çok bilinen gruplarından birisi olması gerekirken kendisini yenilemeyi başaramamış ve sınırlı bir kitlenin hayranlığını kazanmış yaklaşık 35 yıldır 20'den fazla albümü ile aynı tarzı sürdüren oldukça kaliteli ve güçlü bir gruptur. Grubun ilk ismi Son of a Bitch (O... çocuğu) olup ilk albümlerinden sonra bu ismin çok fazla tutmayacağını Happy düşünmüş olmalılar ki biraz da İngiliz millyetçiliği kokan Saxon adlı ismi seçmişlerdir. Grup 1984 yılında çıkarttıkları Crusader (Haçlı) adlı albümü ile dünyada pek çok kişiyi karşısına almıştır. Özellikle de Müslüman ülkeleri. Ülkemizde bazı insanlar ise grubu Türk Düşmanı olarak lanetlemişlerdir.
devam

Spheric Universe Experience - Anima (2007)

spheric2
Fransa'dan çıkmış bir Progressive Metal grubu. Adamların isim seçimi konusunda ciddi problemleri var. Spheric Universe Experience ismini seçmeden önceki isimleri de Gates of Delerium. Neden böyle bir şey yapıyorlar, dertleri nedir bilmiyorum ama müzikleri hakkında konuşmayı hakkediyorlar. Grup çok az bilinen fakat belirli bir kalitenin üzerinde üreten başarılı bir grup. Tarzları gitarda Dream Theater, davulda birazcık Symphony X, vokalde Fates Warning, klavyede Pain of Salvation eklenmiş güzel bir türlü yemeğine benziyor. Bu sözümden de anlayabileceğiniz gibi henüz tam anlamıyla tarzını oturtamamış bir grup olmasına rağmen, kesinlikle gelecek vaad ediyorlar. devam

Susperia - Cut From Stone (2007)

susperia2
Bu Death Metal gruplarına ne oluyor böyle. Susperia'yı ilk defa 2000 yılı Predominance adlı albümleri ile dinlemiş çok sevmiştim. Grup davulda eski Dimmu Borgir ve Old Man's Child üyesi Kenneth Åkesson etkisi ile uçup gidiyordu. Grubun diğer elemanları da Black Metal kökenli oldukları için müzikte bir Black Metal tadı vardı ve sınıfının en iyi gruplarından birisi idi. Aradan geçen 7 yılda 3 albüm ve 1 EP çıkartmış olmalarına rağmen bu albümleri dinleme fırsatım olmamıştı. 2007 yılı albümleri Cut From Stone'u dinlediğimde ise halen daha şoku üzerimden atamadım. Bu grup artık uyduruk bir Melodik Death ve hatta Thrash grubuna dönüşmüş.
devam

Symphony X - Paradise Lost (2007)

symphonyx2
Progressive Metal'den bahsedip de Symphony X'den bahsetmemek olmaz. Bu müzik türünün Dream Theater, Fates Warning, Shadow Gallery, Pain of Salvation gibi büyük grupları arasında yeri kuşkusuz en sağlam gruplardan birisi Symphony X'tir. Grubun lideri Russell Allen tam manasıyla bir mükemmellik saplantılı bir kişilik olup, bu karakteri ile en doğru müzik türünü yaptığı söylenebilir. Symphony X, pek çok progressive metal grubunun olduğunun tersine kesinlikle bir Dream Theater klonu değildir. Tarzı bir miktar daha Power Metal'e yakın olup bu yönüyle daha çok Kamelot'a benzetilebilir. devam

Therion - Gothic Kabbalah (2007)

therion2
Sizi bilmem ama benim için Therion bir efsanedir. Therion, Opera'yı Metal müzikle içiçe kullanan ilk grup değildir belki ama bu işi tadını kaçırmadan başaran ilk gruptur. Çok alışık olduğumuz şekilde Therion da ilk albümlerinde çok daha sert bir çizgide ilerliyordu. Grubun şu anki çizgisi 1997 yılında çıkan Theli albümü ile çizilmeye başladı. 1997 yılında albümün 2. parçası To Mega Therion'un klibini TV'de izlediğimde yüzümdeki şaşkınlığı dün gibi hatırlıyorum. 4 tane abiye giyinmiş opera vokalisti 1 tanesi Bass 3 tane erkek opera vokalisti ve önünde tam teşekküllü bir metal grubu. Müzik inanılmaz derecede doğal ve oturmuş. Aynı albümde bir de "Siren of The Woods" adlı orijinal Akadca sözlere sahip bir parça var ki grubun bundan sonraki 10 yıllık çizgisini oluşturan mükemmel bir parçadır.
devam

W.A.S.P - Dominator (2007)

wasp2
Hard Rock türünün idollerinden bir tanesidir. Blackie Lawless. Marjinal giyimi, ilginç şovları ve tarzı ile bir Alice Cooper, Kiss kadar popüler olmayı başaramamışsa da 1980'lerden beri hep aynı çizgide müzik yapmayı başarmıştır. W.A.S.P'ın iniş ve çıkışları vardır. Popüleritesinin tavana vurduğu zamanlar 1988 yılında çıkarttıkları "The Headless Children" ve 1993 yılı "The Crimson Idol" zamanları arasıdır. 1970 kuşağı gençlik "The Heretic" ile nasıl coştuğunu hiç unutamaz. Yıl 2007 oldu ve W.A.S.P hala aynı. Müzik tarzlarında hemen hiç bir değişiklik yok. Hoş melodiler kaliteli nakaratlar, iyi bir prodüksiyon, iyi müzisyenler artık bu gruptan duymaya alışık olduğumuz şeyler.
devam

Sirenia - Nine Destinies And A Downfall (2007)

sirenia2
Tristania sever misiniz? Cevabınız evetse zaten Sirenia ismini duymuş olmalısınız. Tristania'nın soundunu oturtan onu bir idol haline getiren "Morten Veland" 2002 yılında gruptan ayrıldıktan sonra Sirenia'yı kurdu ve ardından 4 tane daha albüm yaptı. Aslında çok da iyi yaptı. Çünkü Sirenia'nın ilk 3 albümü inanılmaz derecede aynen Tristania. Yani elimizde Tristania'nın aynı soundu albüm yapan 2 tane grup olmuştu Happy Fakat her ne olduysa Tristania değişti. Daha bir melodik müzik yapmaya başladı. Brutal vokali bıraktı. Herhangi bir Gothic Metal grubundan farksız bir sound'u oldu ama tabii yine de o soundu en iyi yapanlardan birisi oldu.
devam

Cadaveria - In Your Blood (2007)

cadaveria2
İşte beni 2007 yılında en çok şaşırtan albümlerden bir tanesi. Opera IX'ın efsanevi sesi Cadaveria grubundan ayrıldıktan sonra solo çalışmaları ile kariyerine devam ediyordu hatırlarsınız. Cadaveria'nın ilk iki albümünü açıkçası beklentim çok fazla olmadığı için dinlememiştim. Opera IX'ın vokalini ve müzik tarzını her zaman abartı bulmuş ve çocukça olduğunu düşünmüşümdür. Ama Cadaveria - In Your Blood'ı dinlediğimde çok ama çok etkilendim. Bu hatun cidden Opera IX'da harcanıyormuş. Gruptan ayrılmakla çok ama çok iyi etmiş.
devam

Amorphis - Silent Waters (2007)

amorphis2
Amorphis'in, son albümü Silent Waters, müzikalite olarak 2006 yılı albümü Eclipse'in devamı niteliiğinde. En belirgin fark Amorphis, bu albümde kariyerine ilk başladığı yıllara da göndermeler yapmış. Yani ciddi ciddi Tomi Joutsen tekrardan böğürmeye(nam-ı diğer brutal vokal) başlamış, çok da iyi yapmış. Öyle kuru sıkı bağırıp çağırma değil. Müziğe hizmet eden, daha agresif olmasını sağlayan, iniş çıkış ve senkopları daha iyi vurgulayan gerçekten çok kaliteli bir vokal stili ile karşı karşıyayız. Özellikle "The Servant" adındaki parça grubun 1994-1996 yılları arasındaki tarzına çok yakın bir parça ve grubun 10 yıldan fazla deneyimi ile beslenmiş bir parça. Albümün tüm parçalarında benzer bir kaliteyi rahatlıkla bulabiliyorsunuz.
devam