30/06/07 03:45 Filed in:
Power Metal
İşte cover sahne kariyerimin başladığı albüm ve
şarkı

Albümün açılış şarkısı Riding The
Storm beni o kadar çok etkilemiştir ki 1991
yılında yapılan okul müsamerisinde bu Power
Metal parçasını sadece bir Casio org ile bütün
okulun önünde seslendirme medeni cesaretini
göstermemi sağlamıştı. O anda izleyenler benim
hakkında ne düşündü bilmiyorum ama ben yaptığım
işten çok haz aldığıma eminim. Running Wild bu
albümü ile benim çocukluğumu, gençliğimi ve
ardından geçen çok yılımı etkilemiş, müzik
zevkimin oluşmasını sağlayan gruplardan birisi
olmuştur.
devam
30/06/07 03:20 Filed in:
Power Metal
Şöyle bir baktım da yeni albümlere ağırlık
verirken eski klasikleri ihmal eder olmuşum. Helstar
(tek L ile) 1980'lerin az bilinen, hakkını bulamamış
en başarılı gruplarından birisidir. Ben bu grupla
1989 albümleri Nosferatu ile tanıştım. Albüm ilk
dinlediğim andan itibaren kalbimi fethetmiş bir
klasiktir. O döneme kadar hiç bugün Power Metal
dediğimiz müzik türünü dinlememiştim. Helstar'ın
gitar riffleri bas ve davul tarzı bana bambaşka bir
yön vermiş ve gruptaki enerjiyi iliklerime kadar
hissetmiştim. Aradan tam 18 sene geçmiş olmasına
rağmen bu albümü dinlediğimde halen daha aynı gücü ve
tutkuyu hissediyorsam bu albümde mutlaka farklı bir
şeyler olmalı.
devam
29/06/07 19:17 Filed in:
Thrash Metal
Arşivimi karıştırırken çok sevdiğim ama uzun
zamandır ihmal ettiğim bir albüme rastladım. Bir özür
niteliğinde de buraya da hakkında bir review koymak
istedim. Nuclear Assault, Danny Lilker tarafından
Anthrax'tan ayrıldıktan sonra kutulmuş ve 1980'lerin
klasik Thrash Metal'ini en iyi yorumlayan gruplardan
birisi olmuştur. Gümbür gümbür bass melodileri
üzerine bol mi teli kasılarak yapılan cangır cıngır
Trash Metal gruplarından farklıdır. En belirgin fark
pek çoklarının gıcık, fakat benim çok yaratıcı
bulduğum John Connelly'nin vokal tarzıdır. Grubun ilk
albümü 1986 yılında çıkan Game Over ve 1988 albümü
Survive, pek çokları tarafından birer Thrash Metal
klasiği olarak adlandırılmaktadır.
devam
23/06/07 18:10 Filed in:
Progressive
Metal
Orijinal ismi Majesty olup, gitarda John
Petrucci, basta John Myung, davulda (idolüm) Mike
Portnoy tarafından kurulmuştur. Daha sonra gruba
eklenen Charlie Dominici ve ardından 2. albümde
yerine gelen James LaBrie ile grup bugünkü şeklini
hemen hemen almıştır. Klavyede Kevin Moore, Derek
Sherinian gibi bir kaç isim gelmiş geçmiş ve klavyede
Jordan Rudess adlı virtüöz ile grup son halini
almıştır. Dream Theater 1990'ların başından itibaren
en nefret edilen ve en çok sevilen gruplardan bir
tanesi olmuştur. Progressive Metal'in tartışmasız en
popüler ismi olup, kendisine benzer onlarca, yüzlerce
grubun ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Dream Theater
sevseniz de sevmeseniz de bir idoldür ve Heavy
Metal'in yeni çehresini temsil eden çok önemli bir
isimdir.
devam
23/06/07 17:52 Filed in:
Symphonic
Prog
Marillion 1982 - 2007 yılları arasında stüdyo
albümü, toplama albüm, konser kaydı vb... toplamda 78
tane kayıt satışa sunmuş, her bir albümü ile de
kalitesini tutturmayı başarmış kuşkusuz Senfonik
Progressif Rock Müziğin en başarılı gruplardından
birisidir. İngiliz grup, ülkesinin Rock müziğe
katkılarının bir sembolü niteliğindedir. Belirgin bir
İngiliz havasını müziklerinde hissetmek mümkündür.
Hatta son albümlerinde bazı parçaların Radiohead
bestesi olduğunu uydursak çok garip kaçmaz. Marillion
en büyük başarısını Pter Gabriel'e benzeyen sesi ile
efsanevi vokalist Fish zamanında yaşamıştır. Fish
1998 yılında gruptan ayrılıp solo albümler yapmaya
başladığıktan sonra Marillion'un çizgisinde bir
değişikik olmuş ve biraz daha az progressif daha
fazla pop kültüründen beslenir olmuştur. Marillion
ismini JRR Tolkien'in ilk yazdığı ama en son
yayımlanan eseri "The Silmarillion" adlı eserinden
alınmıştır.
devam
23/06/07 17:33 Filed in:
Thrash Metal

Megadeth'in yeni albümünü duydunuz
mu? Duymadım derseniz şaşırmam. Heavy Metal'in 3
M'i(Megadeth, Metallica, Manowar) denilen bu dev
gruplardan şahsi fikrimce en başarılısı olan
Megadeth'in böylesine başarısız bir çizgiyle
kariyerine devam ediyor olması sizi bilmem ama
beni çok üzüyor. United Abominations tam
anlamıyla başarısız bir albüm. Dave Mustaine
Rust In Peace'deki eski güzel günlere dönmeye
çalışmış, bu açılış parçası Sleepwalker'da
apaçık hissedebiliyoruz. Fakat olmamış
arkadaşlar olmamış. Bu albümü de seven mutlaka
çıkar ama bence Megadeth'in kariyerinin bittiği
yerdir ve tam bir rezalettir.
devam
23/06/07 17:17 Filed in:
Death Metal
Nile, isminden de anlaşılabileceği gibi Mısır
medeniyetlerine ciddi kafa yormuş bir grup.
Kariyerlerinin başladığı 1995 yılından beri Mısır ve
Ortadoğu kültürleri üzerine şarkı sözleri yazan grup,
1998 yılında çıkarttıkları "Amongst The Catacombs Of
Nephren-Ka" adlı albümlerinden itibaren parçalarına
Metal müzikle uzaktan yakından alakası olmayan ilginç
antik Mısır melodisi olduğunu düşündüğüm melodiler
yerleştirmeye başlamıştır. Parçaların girişleri,
araları, intro ve interlude kısımlarını mükemmel bir
şekilde besleyen bir melodiler grubu türünün en
ilginç gruplarından birisi yapmıştır.
devam
23/06/07 17:05 Filed in:
Doom Metal
November's Doom çok az bilinen bir Amerikalı
Doomdeath Metal grubu. Pek çok yönden sıradan
olmasına rağmen bir o kadar da orijinal bir grup
November's Doom. Vokalist Paul Kuhr'un standart
brutal vokallerini duyduğunuzda sıradan bir doomdeath
grubuyla karşı karşıya olduğunuzu düşünebilirsiniz.
Grubu biraz daha yakından tanıdığınızda yanılmış
olduğunuzu fark edeceksiniz. Eski albümlerinde bayan
vokale de yer veren grup son albümleri The Novella
Reservoir ile biraz daha sert fakat kariyerlerinin en
iyi albümlerini ortaya koydular.
devam
23/06/07 16:55 Filed in:
Hard Rock
Ozzy yine yaptı. Aranızda Ozzy Osbourne'u
bilmeyen var mı? Metal müziğin asi çocuğu (yoksa
dedesi mi desek) yeni bir albümle bıraktığı yerden
aynen devam ediyor. Ozzy hakkında hiç bir şey
anlatmaya gerek yok. O kendisini biz daha doğmadan
ispatlamış ve tacını başına takmıştı. Bu albümde Ozzy
yeni ne mi yapıyor derseniz, cevap çok basit.... hiç
bir şey. Ozzy son 15 senedir ne yapıyorsa halen daha
aynısını yapıyor. Sanırım dinleyici de bundan hiç
rahatsız değil. Çünkü onun adı Ozzy, o hep aynı
müziği yapar ve her zaman dinlenir her zaman
konserleri dolar taşar ve her zaman albümleri kapış
kapış gider.
devam
23/06/07 16:39 Filed in:
Progressive
Metal
Redemption Nick Van Dyk adında metal arenasında
pek bilinmeyen bir isim tarafından kurulmuş bir proje
grubudur. Nick nasıl ikna etti bilmiyorum ama
Redemption'da Progressive Metal dünyasınca tanınan
kişilerle çalışmıştır. Bu isimler arasında Fates
Warning ve Agent Steel'da çalmış olan Bernie
Versailles, aynı zamanda Fates Warning'in
vokalistliğini üstlenen Ray Alder, Symphony X'de
davul çalmış olan Jason Rullo, New Eden, Steel
Prophet ve Taraxacum de vokalistlik yapmış Rick
Mythiasin yer almaktadır. Görüldüğü üzere böylesine
bir all-star-band'den ortaya çok kötü bir şeyin
çıkması beklenemez. (mi?)
devam
23/06/07 16:23 Filed in:
Melodic
Death
Komşumuz Yunanistan'dan çıkmış en popüler grup
Rotting Christ'tan yeni bir albüm. Pek çok örnekleri
gibi kariyerlerinin ilk yıllarında primitif bir
Black/Death Metal çizgisi çizen grup 2. albümlerinden
itibaren biraz daha melodik death metale yaklaştı ve
Dark Metal diye de adlandırılan kulvarda müzik
yapmaya başladı. Non Serviam adlı bir klasikleşmiş
albüme imza atmış olan grup bu isim ile Türkiye'de
yayınlanan bir aylık mecmuaya da isim babalığı
yapmıştır. Rotting Christ, canlı performansları ile
oldukça başarılı, çok sempatik ve ilginç derecede
Türk dostu bir gruptur. Hatta Rotting Christ, Türk
olsun diye bir kampanya yapsak çok absürd bir şey
yapmış olmayız. Ülkemizde en kötü Yunan düşmanlığının
coştuğu yıllarda bile ülkemizde konserler vermiş,
konserlerinde Türkçe konuşmuş, hepimizin bir duygu
yumağı halinde konserden çıkmamızı sağlamışlardır. Bu
sebeple bu grubun ülkemiz için ayrı bir önemi vardır.
devam
23/06/07 16:08 Filed in:
Art Rock
Rush, günümüz pek çok hard Rock ve hatta Heavy
metal gruplarını derinden etkilemiş, 1970'lerin
Progressive Rock müziğini sürükleyen gruplardan
birisidir. Grup bas-vokalde Geddy Lee, gitarda Alex
Lifeson ve davulda Neil Peart'dan oluşmakta olup grup
elemanlarından her birisi alanında birer virtüöz
olarak anılmaktadır. Rush'ın müziği büyük oranda Bas
gitar tarafından sürüklenen, kompleks melodiler
üzerinde oturmuş, bir miktar deneysel bir tarzdadır.
Müzik kompleks olmasına rağmen akılda kalıcı olmayı
başarır. Geddy'nin vokali ise çocuksu bir tınıda
olup, temiz tertemiz bir tarzda grubun karakterini
ortaya koymaktadır. Her yeni Rush albümünün çıkışı
ise kuşkusuz müzik endüstrisinde bir olaydır.
devam
23/06/07 15:45 Filed in:
Melodic
Death
Samael, kökeni 1991 yıllarına dayanan 8 albüm
yapmış ilk 3 albümüyle yüksek bir müzikal başarıyı
yakalamış İsviçreli bir gruptur. Kariyerlerinin ilk
yıllarında karanlık tarafta yer alan çok tipik bir
Satanizm propogandası yapan bir Black/Death grubuyken
1996 yılında çıkarttıkları Passage adlı albüm ile
fanlarını tam anlamıyla şoka sokmuş, endüstriyel
metal denilen ucube(benim fikrimce) müzik türüne
geçiş yapmış bir gruptur. Tamam kabul etmek gerekirse
bu türü de oldukça iyi yapmalarına rağmen her yeni
albümünü aldığımda acaba kökenlerine geri dönerler mi
hevesini yaşamadan edemiyorum. Maalesef bu
albümlerinde de ilk 3 albümdeki tad ve doku yok.
Öyleyse biz de bu grubu bu haliyle kabullenip Solar
Soul albümünü inceleyelim.
devam
23/06/07 15:25 Filed in:
Hard Rock
Saxon 1980'lerde Iron Maiden ve Def Leppard
gibi NWOBHM dalgasının en çok bilinen gruplarından
birisi olması gerekirken kendisini yenilemeyi
başaramamış ve sınırlı bir kitlenin hayranlığını
kazanmış yaklaşık 35 yıldır 20'den fazla albümü ile
aynı tarzı sürdüren oldukça kaliteli ve güçlü bir
gruptur. Grubun ilk ismi Son of a Bitch (O... çocuğu)
olup ilk albümlerinden sonra bu ismin çok fazla
tutmayacağını

düşünmüş olmalılar ki biraz da
İngiliz millyetçiliği kokan Saxon adlı ismi
seçmişlerdir. Grup 1984 yılında çıkarttıkları
Crusader (Haçlı) adlı albümü ile dünyada pek çok
kişiyi karşısına almıştır. Özellikle de Müslüman
ülkeleri. Ülkemizde bazı insanlar ise grubu Türk
Düşmanı olarak lanetlemişlerdir.
devam
23/06/07 15:07 Filed in:
Progressive
Metal
Fransa'dan çıkmış bir Progressive Metal grubu.
Adamların isim seçimi konusunda ciddi problemleri
var. Spheric Universe Experience ismini seçmeden
önceki isimleri de Gates of Delerium. Neden böyle bir
şey yapıyorlar, dertleri nedir bilmiyorum ama
müzikleri hakkında konuşmayı hakkediyorlar. Grup çok
az bilinen fakat belirli bir kalitenin üzerinde
üreten başarılı bir grup. Tarzları gitarda Dream
Theater, davulda birazcık Symphony X, vokalde Fates
Warning, klavyede Pain of Salvation eklenmiş güzel
bir türlü yemeğine benziyor. Bu sözümden de
anlayabileceğiniz gibi henüz tam anlamıyla tarzını
oturtamamış bir grup olmasına rağmen, kesinlikle
gelecek vaad ediyorlar.
devam
23/06/07 14:55 Filed in:
Melodic
Death
Bu Death Metal gruplarına ne oluyor böyle.
Susperia'yı ilk defa 2000 yılı Predominance adlı
albümleri ile dinlemiş çok sevmiştim. Grup davulda
eski Dimmu Borgir ve Old Man's Child üyesi Kenneth
Åkesson etkisi ile uçup gidiyordu. Grubun diğer
elemanları da Black Metal kökenli oldukları için
müzikte bir Black Metal tadı vardı ve sınıfının en
iyi gruplarından birisi idi. Aradan geçen 7 yılda 3
albüm ve 1 EP çıkartmış olmalarına rağmen bu
albümleri dinleme fırsatım olmamıştı. 2007 yılı
albümleri Cut From Stone'u dinlediğimde ise halen
daha şoku üzerimden atamadım. Bu grup artık uyduruk
bir Melodik Death ve hatta Thrash grubuna dönüşmüş.
devam
23/06/07 14:36 Filed in:
Progressive
Metal
Progressive Metal'den bahsedip de Symphony
X'den bahsetmemek olmaz. Bu müzik türünün Dream
Theater, Fates Warning, Shadow Gallery, Pain of
Salvation gibi büyük grupları arasında yeri kuşkusuz
en sağlam gruplardan birisi Symphony X'tir. Grubun
lideri Russell Allen tam manasıyla bir mükemmellik
saplantılı bir kişilik olup, bu karakteri ile en
doğru müzik türünü yaptığı söylenebilir. Symphony X,
pek çok progressive metal grubunun olduğunun tersine
kesinlikle bir Dream Theater klonu değildir. Tarzı
bir miktar daha Power Metal'e yakın olup bu yönüyle
daha çok Kamelot'a benzetilebilir.
devam
23/06/07 13:57 Filed in:
Gothic Metal
Sizi bilmem ama benim için Therion bir
efsanedir. Therion, Opera'yı Metal müzikle içiçe
kullanan ilk grup değildir belki ama bu işi tadını
kaçırmadan başaran ilk gruptur. Çok alışık olduğumuz
şekilde Therion da ilk albümlerinde çok daha sert bir
çizgide ilerliyordu. Grubun şu anki çizgisi 1997
yılında çıkan Theli albümü ile çizilmeye başladı.
1997 yılında albümün 2. parçası To Mega Therion'un
klibini TV'de izlediğimde yüzümdeki şaşkınlığı dün
gibi hatırlıyorum. 4 tane abiye giyinmiş opera
vokalisti 1 tanesi Bass 3 tane erkek opera vokalisti
ve önünde tam teşekküllü bir metal grubu. Müzik
inanılmaz derecede doğal ve oturmuş. Aynı albümde bir
de "Siren of The Woods" adlı orijinal Akadca sözlere
sahip bir parça var ki grubun bundan sonraki 10
yıllık çizgisini oluşturan mükemmel bir parçadır.
devam
23/06/07 13:45 Filed in:
Hard Rock
Hard Rock türünün idollerinden bir tanesidir.
Blackie Lawless. Marjinal giyimi, ilginç şovları ve
tarzı ile bir Alice Cooper, Kiss kadar popüler olmayı
başaramamışsa da 1980'lerden beri hep aynı çizgide
müzik yapmayı başarmıştır. W.A.S.P'ın iniş ve
çıkışları vardır. Popüleritesinin tavana vurduğu
zamanlar 1988 yılında çıkarttıkları "The Headless
Children" ve 1993 yılı "The Crimson Idol" zamanları
arasıdır. 1970 kuşağı gençlik "The Heretic" ile nasıl
coştuğunu hiç unutamaz. Yıl 2007 oldu ve W.A.S.P hala
aynı. Müzik tarzlarında hemen hiç bir değişiklik yok.
Hoş melodiler kaliteli nakaratlar, iyi bir
prodüksiyon, iyi müzisyenler artık bu gruptan duymaya
alışık olduğumuz şeyler.
devam
23/06/07 13:27 Filed in:
Gothic Metal
Tristania sever misiniz? Cevabınız evetse zaten
Sirenia ismini duymuş olmalısınız. Tristania'nın
soundunu oturtan onu bir idol haline getiren "Morten
Veland" 2002 yılında gruptan ayrıldıktan sonra
Sirenia'yı kurdu ve ardından 4 tane daha albüm yaptı.
Aslında çok da iyi yaptı. Çünkü Sirenia'nın ilk 3
albümü inanılmaz derecede aynen Tristania. Yani
elimizde Tristania'nın aynı soundu albüm yapan 2 tane
grup olmuştu

Fakat her ne olduysa Tristania
değişti. Daha bir melodik müzik yapmaya başladı.
Brutal vokali bıraktı. Herhangi bir Gothic Metal
grubundan farksız bir sound'u oldu ama tabii
yine de o soundu en iyi yapanlardan birisi oldu.
devam
23/06/07 13:09 Filed in:
Gothic Metal
İşte beni 2007 yılında en çok şaşırtan
albümlerden bir tanesi. Opera IX'ın efsanevi sesi
Cadaveria grubundan ayrıldıktan sonra solo
çalışmaları ile kariyerine devam ediyordu
hatırlarsınız. Cadaveria'nın ilk iki albümünü
açıkçası beklentim çok fazla olmadığı için
dinlememiştim. Opera IX'ın vokalini ve müzik tarzını
her zaman abartı bulmuş ve çocukça olduğunu
düşünmüşümdür. Ama Cadaveria - In Your Blood'ı
dinlediğimde çok ama çok etkilendim. Bu hatun cidden
Opera IX'da harcanıyormuş. Gruptan ayrılmakla çok ama
çok iyi etmiş.
devam
23/06/07 12:43 Filed in:
Doom Metal
Amorphis'in, son albümü Silent Waters,
müzikalite olarak 2006 yılı albümü Eclipse'in devamı
niteliiğinde. En belirgin fark Amorphis, bu albümde
kariyerine ilk başladığı yıllara da göndermeler
yapmış. Yani ciddi ciddi Tomi Joutsen tekrardan
böğürmeye(nam-ı diğer brutal vokal) başlamış, çok da
iyi yapmış. Öyle kuru sıkı bağırıp çağırma değil.
Müziğe hizmet eden, daha agresif olmasını sağlayan,
iniş çıkış ve senkopları daha iyi vurgulayan
gerçekten çok kaliteli bir vokal stili ile karşı
karşıyayız. Özellikle "The Servant" adındaki parça
grubun 1994-1996 yılları arasındaki tarzına çok yakın
bir parça ve grubun 10 yıldan fazla deneyimi ile
beslenmiş bir parça. Albümün tüm parçalarında benzer
bir kaliteyi rahatlıkla bulabiliyorsunuz.
devam