14/03/07 19:19 Filed in:
Progressive
Metal
Bu grubu ilk defa 1995 yılında elime rastlantı
eseri grubun bir plağı geçtiğinde dinledim. Hatta ilk
dinlediğim albümleri de Unquestionable Presence idi.
İlk intibam, berbat bir grup bunu kim dinler yahu
olmuştu. Aradan 8 sene geçti ve ben bu gruba bir şans
daha verdiğimde "vay canına, bunu yapan insan olamaz,
süper" tepkisini verdim. Grup, 1991 yılında zamanının
çok ilerisinde üst seviyede Progressive müzik
yapıyordu fakat, sıradan dinleyicinin(bu 1995 yılında
ben oluyorum) anlayamayacağı kadar yenilikçi ve
kompleks bir müzikti bu. Grubun yaptığı müzik türü
Jazz Fusion, Prog, Death metal olarak
sınıflandırılabilir. Bu müzik türlerinden hiç birisi
ile tam anlamı ile örtüşmüyor aslında.
devam
14/03/07 18:52 Filed in:
Progressive
Metal
isveç'in Andromeda adlı grubu ilk albümleri
Extension of the Wish albümlerinin çıktığı günden
beri Progressive Metal'in elit gruplarından birisi
sayılmayı başarmıştır. Grubun tüm albümlerinde ve
Chimera'da yüksek bir üretim kalitesi, kaliteli
sözler ve üst sınıf bir müzisyenlik bulunuyor.
Özellikle gitarist Johan Reinholdz, ki kendisi gerçek
bir gitar virtüözüdür, grubun en güçlü tarafı.
Vokallerde sıradan fakat temiz sesi ile David
Fremberg yer alıyor. Chimara grubun 2006 yılı
albümleri.
devam
14/03/07 18:31 Filed in:
Progressive
Metal
Hayal kırıklığı ve muz kabuğu. Her albümünde
kalite çıtasını daha da yükselten Pain of
Salvation'ın yaptığı müzik türünü ciddi oranda
değiştirdiği bu albüm dinlediğimde neye uğradığımı
şaşırdım. Bu albümü o kadar uzun zamandır bekliyordum
ki, albümün çıkmasına yakın zamanda egzersiz olarak
eski albümlerini dinlemeye koyuldum. Albümü taktım ve
dinlemeye başladım. Daniel'in sesini duyana kadar
herşey güzeldi. Aman tanrım o da ne, Daniel rap
yapıyor!!! Böylesine sağlam rock gruplarının ticari
beklentilerinden dolayı böylesine ciddi tarz
değiştirmelerine çoğunlukla antipati beslemişimdir.
Paradise Lost, Samael gibi bir kaç grup haricinde bu
değişimi başarılı yapabilen grup da azdır fikrimce.
Pain of Salvation'ın bu yeni halini dinlerken halen
daha üzülüyorum.
devam
14/03/07 18:13 Filed in:
Neo
Progressive
1990'ların progresive musiği etkisinde yeni ve
keşfedilmemiş bir grup arıyorsanız Polonya'lı
Quidam'ı da listenize ekleyiniz. Marillion ve Camel
etkisi hissedilen Quidam, armoni ve aranjmanları
klavye, flüt, obua ve telli enstrumanlar ile gayet
başarılı bir şekilde birleştirmeyi beceriyor. Neo
progressive müziğin klasik gitar çalma tekniklerinin
rahatlıkla hissedilebildiği Quidam, klavye ve
üflemeli çalgılarla gerçekten büyük uyum gösteren
bayan vokali ile orkestral bir havaya bürünüyor.
Quidam, IQ, Camel, Abraxas gibi grupların arasından
başarılı bir Neo-progressive grubu olarak sivrilmeyi
rahatlıkla başarıyor.
devam
12/03/07 21:11 Filed in:
Neo
Progressive
Albümün kapağını eline aldığınızda, "vay canına
çok iyi bir albüme benziyor" demekten kendinizi
alamıyorsunuz. Gerçekten de üzerine çalışılmış bir
havası var. Aslında bu albümün üzerinde tam 20 yıl
çalışıldığını öğrendiğimde de ayrıca şaşırdım.
Albümdeki bestelerin hazırlanması ve elimizde
tuttuğumuz kapaklı CD halini alması tam 20 yıl almış
ve bu anlamda bir dünya rekoru kırmış olabilir. Eh
haliyle 20 sene uğraşınca da ortaya ortalamanın
oldukça üzerinde bir kalite çıkmış.
devam
12/03/07 20:54 Filed in:
Progressive
Metal
Anglagard İsveç'ten dinlediğim en teknik,
profesyonel ve aynı zamanda da melodik gruplardan bir
tanesi. Klavye ve gitar ile yön çizilen melodilere
kendinizi kaptırıp gitmeniz çok fazla sürmüyor. Grup
kesinlikle sıradan müzik dinleyicisine değil, müzikte
komplekslik arayan progressive müzik dinleyicisine
hitap ediyor. Grubu progressive metal olarak
sınıflandırmama rağmen pek çok ölçüden aslında bir
senfonik rock albümü olarak değerlendirilebilir.
Grubun tüm elemanları tam manası ile enstrumanlarına
hakim müzisyenlerden oluşuyor. Çoğunlukla
enstrumantal şarkılardan oluşan besteler yan flüt
armonileri ile besleniyor. Yan flüt kullanımı müziğe
bir miktar folkorik bir hava da katıyor. Niacin,
Brand X, Gordian Knot, Spastic Ink gibi gruplarla
tanışmışsanız ve onları sevmişseniz bu albümü mutlaka
edinmelisiniz. Anglagard'ın en iyi albümü ve
kesinlikle bir klasik.
devam
12/03/07 02:21 Filed in:
Progressive
Metal
Agalloch hakkettiğinden daha az saygı gören bir
Progressive Metal grubudur. Yaptığı müzik, Doom
Metal, Black Metal esintileri içermekte ve
bilmeyenlere örnek olması açısından Opeth ve
Katatonia (yeni hali) ile benzerlik göstermektedir.
Parçalarında devamlı bir melankoli içeren grup
enstrumanlarını farklı kullansa idi bir art rock
grubu olarak da rahatlıkla anılabilirdi. Grubun
kariyerine başlayışı başarısız bir demonun ardından
Pale Folklore adlı albüm ile olmuş türünde bir klasik
halini almıştır.
devam
12/03/07 02:13 Filed in:
Black Metal
Naglfar, Marduk kadar tanınmasa da İsveç'in son
yılların en çok dikkat çeken Black Metal gruplarından
bir tanesidir. Süslü değil, gösterişsiz ama güçlü bir
tarzları var. Naglfar kariyerlerinin başından beri
hep aynı tarzı ve çizgiyi benimsemiş ve bu albümde de
bir istisna yapmamıştır. 1990'ların sonunda bir kaç
tane başarılı albüm yapmasına rağmen esas dikkatleri
2003 yılı albümleri Sheol ile çekmeyi başarmıştır.
Ardından gelen Pariah(2005) ve 2007 Harvest albümleri
de aynı kalitede başarılı albümlerdir.
devam
12/03/07 02:02 Filed in:
Symphonic
Prog
Neal Morse Progressive Rock'ın efsanevi
dehalarından bir tanesidir. Pop müzikte bir kariyer
yakalamaya çalıştıktan sonra bu alanda büyük bir
başarı elde edemeyeceğini anlayan Neal Morse
Progressive Rock alanında çalışmaya başlamıştır.
Spock's Beard adlı grubu ile çok sayıda albüme imza
atmış klavyeci aynı zamanda bir super band olan
Transatlantic grubunda da çalmaktadır. Neal Morse
ayrıca solo kariyerinde de klasik olmaya aday
başyapıtlar ortaya koymaktadır.
devam
12/03/07 01:50 Filed in:
Progressive
Metal
Threshold ile tanışmam aslında oldukça geç
oldu. Grup 1993'ten beri ard arda başarılı albümler
çıkartmasına rağmen ben ancak grubu 7. albümleri
Critical Mass ile tanıdım. Şahsi fikrimce Critical
Mass, tam anlamıyla bir Progressive Metal
başyapıtıdır. Round and Round, Falling Away, Avalon,
Critical Mass gibi parçalar bu İngiliz grubu benim
gözümde Dream Theater ile eşit seviyelere taşımıştır.
2007 yılı Dead Reckoning albümünde de benzer
beklentiler içerisinde olmama rağmen maalesef yine
hayal kırıklığı.
devam
12/03/07 01:40 Filed in:
Gothic Metal
İşte size tay-tay Gothic Metal albümlerinden
bir tane daha. Within Tempation'ı ilk dinlediğimde bu
grupta gelecek var demiştim ama maalesef yanılmışım.
2007 albümü The Heart Of Everything bence bir hayal
kırıklığı. Grup kendisini tekrar etmekte ve bir pop
grubuna dönüşmekte bir sakınca görmemiş ve içerisinde
gothic denebilecek tüm öğeleri teker teker yok etmeyi
başarmış.
devam
12/03/07 01:19 Filed in:
Avant Garde
Bence 2006 yılının en iyi albümü ve hayatımda
gördüğüm en iyi debutlardan bir tanesi. Stolen Babies
ilk albümü ile çok az grubun daha önce nail olduğu
inanılmaz bir başarı yakaladı. Öncelikle grubu biraz
tanıtalım. Kendi ağızlarından dile alındığında
yaptıkları müziği quirky-Goth, prog-pop, metal,
cabaret, punk, art-rock, thrash, industrial vb...
vb... olarak tanımlıyorlar. Çok da haksız sayılmazlar
tarif edilmesi oldukça güç bir müzik türü yapıyorlar
ki ben buna kısaca enerji dolu diye hitap
edeceğim.
devam
12/03/07 01:00 Filed in:
Black Metal
4 yıllık aradan sonra nihayet Dimmu Borgir yen
bir albüm yaptı ve Nisan 2007'de yayımlanacak olan bu
albüm bugün elime ulaştı. Albümü herkesten önce
dinlemenin verdiği tarifsiz zevk ile sizlere bu
satırları yazıyorum. Dimmu Borgir'i nasıl bilirsiniz
bilmem ama ben bu adamlara kesinlikle bayılıyorum.
Black Metal fanlarının büyük bir kısmının Dimmu
Borgir'i fazla ticari bulduğunu, hatta bu grubu lamer
olarak nitelendirdiğini biliyorum fakat adamlar kim
ne derse desin bu müziği en üst kalitede yapıyorlar.
devam
11/03/07 23:24 Filed in:
Power Metal
Manowar pek çoğumuz için çok özel bir yere
sahiptir. 1970 - 1980 arası doğmuş jenerasyonun ciddi
bir kısmının Heavy Metal ile tanışması bu efsanevi
grubun Kings of Metal albümü ile olmuştur.
"Grandfather tell me a story" dediğimiz günleri ne
çabuk unuttuk değil mi? Manowar 2007 yılında halen
daha eskisi kadar sağlam ve ayakta. Gods of War ile
Manowar gerçekten de yine inanılmaz bir albüm
yaptı...
devam
11/03/07 23:15 Filed in:
Folk Metal
Finlandiya'dan Troll ve Goblin hikayeleri
anlatan Yüzüklerin Efendisi ile bir miktar kafayı
sıyırmış bir grup. Ensiferum ile benzer yanları
oldukça fazla fakat bu grupta bir miktar daha fazla
halk müziği etkisi almak mümkün. Klavye kullanım
tarzları Black Metal grubu hissi uyandırmasına karşın
grup yine de death vokalli Power Metal üzerine Fin
halk müziği sosu olarak tanımlanabilir. 2007 tarihli
Ur Jordens Djup dinlenmesi eğlenceli bir albüm. Black
Metal tarzı klavye partisyonlarının Finntroll'ü
Ensiferum'dan bir kaç adım öteye götürdüğünü
rahatlıkla söyleyebilirim.
devam
11/03/07 23:04 Filed in:
Folk Metal
Fikrimce, Folk Metal aslında bir miktar uydurma
bir terminoloji. Nedir derseniz, halk müziği ezgileri
ile süslenmiş trash/death metal arası bir tarz.
Ensiferum ise bu tarzın en klişe örneklerinden
birisi. Oldum olası Folk Metal'e karşı biraz soğuk
olmama karşın Ensiferum dikkatimi çekmeyi başarmış
nadir gruplardandır. Victory Songs ise grubun 2007
yılı tarihli en son albümleri. Bu albümde yine grup
bence aynen Children Of Bodom gibi Death vokal ile
Power Metal yapıp üzerine de halk müziği ezgilerinden
sos serpiştirmiş. Sonuçta ortaya kimi yerlerde banal
olduğunu düşündüğüm ucube bir tarz çıkmış.
devam
11/03/07 22:52 Filed in:
Melodic
Death
Dark Tranquillity, In Flames ile birlikte
İsviçre'den çıkmış en iyi Melodik Death Metal
gruplarından birisidir. Kariyerlerinde hep bir tarza
sadık kalmış ve kariyerlerinin en başından beri çok
az değişim göstermiştir. 2007 tarihli albümleri
Fiction da bir istisna değildir. Albümün ilk bir
dakikasını dinledikten itibaren "evet bu yine aynı
DT" diyorsunuz. Clean vokale diğer albümlerinden daha
az rastlanmasına rağmen DT yine melodik ve yine çok
kaliteli.
devam
11/03/07 22:31 Filed in:
Gothic Metal
Tristania, gothic metal arenasının en güçlü ve
doyurucu müziğini yapan gruplarından birisidir.
Özellikle en büyük yükselişlerini 1999 yılı Beyond
the Veil albümü ile yapan grup bu albümün ardından
grubun karakteristiğinde önemli katkıları olan Morton
Veland(gitar/vokal)'in gruptan ayrılması ile bir
miktar kan kaybetti fakat kendisini toparlaması çok
da uzun sürmedi. Grup 2001 World Of Glass albümünde
Beyond the Veil'den bir miktar farklı, daha melodik,
daha az brutal vokal içeren bir albüm yaptı ve yeni
çizgisini ortaya koydu. Tristania her zaman
kalitesini korumayı bilen nadir Gothic Metal
gruplarındandır.
devam