Paradise Lost - In Requiem (2007)
27/07/07 18:29 Filed in: Doom Metal
Grubun ilk yılları büyük bir başarıdır. 1991 yılında çıkarttıkları Gothic adlı albüm türünün unutulmaz klasiklerinden birisidir. Özellikle de Eternal şarkısı asla hafızalarımızdan silinmeyecek bir parçadır. Fakat bence esas vuruşu 1992 yılı albümleri Shades Of God ile yapmışlardır. Albümün son şarkısı "As I Die" ile kendimizden geçtiğimizi bağıra bağıra Nick Holmes'in vokaline eşlik ettiğimizi unutmak mümkün değil.
Hayranları hallerinden çok memnun olsalar da, Paradise Lost, karanlık Gothic, Doom, Death arası çizgide gezmekten bizim kadar memnun değildi anlaşılan, 1993 yılı Icon albümleri ile müziklerinde yenilik aramaya başlar. Bu albümde 12. şarkısı "Christendom" da grup brutal vokal ile bayan vokalini düet mahiyetinde belki de ilk defa bir arada kullanarak bir anlamda Gothic Metal'in doğmasına da katkıda bulunmuştur. Icon, Paradise Lost için büyük bir ticari başarı olmuştur. Albümde yer alan True Belief'i MTV'de defalarca izlediğimi çok net hatırlıyorum. Ayrıca albümde yer alan Embers Fire, Remembrance gibi parçaların her birisi son derece önemli parçalardır. Bu arada Nick Holmes, Icon albümü ile birlikte artık Death tarzı brutal vokal yapmayı bırakmıştır.
Icon'un ardından geçen 2 yıl Paradise Lost için daha da verimli geçmiştir. Artık sadece doomdeath dinleyen kısıtlı bir kitlenin sevdiği bir grup değil, tüm dünyaca tanınan hattı bazıları (örneğin ben) döneminin en önemli grupları arasında yer alan Metallica, Manowar gibi gruplarla aynı kefeye konmaya başlamıştır. 1995 yılında Paradise Lost, Draconian Times adlı albümü ile tam manasıyla aklımızı başımızdan almıştır. Icon'da başlayan değişiklik artık olgunlaşmış, yeni bir müzik türü doğmuştur. Bu müzik türünün net bir ismi yoktur. Kimileri ona Dark Metal dedi, kimileri Gothic dedi, kimileri sadece Metal dedi ama gerçekten de müzik türü hakkında net bir şey söylemek mümkün olmayan bir Paradise Lost vardı karşımızda ve çok ama çok başarılıydılar. Hatta Türkiye TV'lerinde yanılmıyorsam o dönemde albümün 9. parçası Shades Of God, Ford araba markasının reklamında fon müziği olarak bile kullanılmıştı. (Yanılıyorsam düzeltin). Draconian Times, Paradise Lost'un kuşkusuz en iyi albümüdür. Şu şarkı daha iyidir, şu kötüdür diyemiyorum, tüm albüm mükemmeldir, dinlenesidir. Heavy Metal müziğin olgunlaştığı yerdir.
Draconian Times sonrası 2 sene o kadar zor geçti ki anlatamam. Çünkü Paradise Lost'un en tutkulu fanlarından birisi olan ben, belki inanmayacaksınız ama 1995 - 1997 yılları arasında eski albümlerini yüzlerce kez hatmetmişimdir. 1997 yılında Paradise Lost beklediğimizi verdi. Yeni albümlerinin adı One Second oldu. Beklediğimize değdi mi derseniz, maalesef hayır. Bu albümde sorun neydi tam anlatmak mümkün değil ama artık ticari kokmaya başlamıştı bir şeyler. Draconion Times ve öncesi albümlerinde yer alan karanlık atmosfer bu albümde eksikti. Paradise Lost'u farklı kılan şeylerden birisi müziklerindeki Gothic hava, bir miktar depresif atmosferdir. One Second'da ve sonraki albümlerinde maalesef bu havayı asla başladığı gündeki gibi tekrar yakalayamamıştır.
One Second'da bir miktar hayal kırıklığı duysak da hala beklentilerimiz oldukça yüksekti. Ne de olsa Paradise Lost, dünyanın en iyi metal gruplarından birisiydi ve adına şanına yakışır bir albüm yapacaktı. Ama herşey beklendiği gibi olmadı. 1999 yılında hayatımın dumurunu yaşattı. EMI adlı portföyünde Metal grubu barındırmaktan haz almayan plak şirketi ile anlaşan Paradise Lost, metal yapmayı bıraktı!!!!. Evet gerçekten de Doom Metal'in mucitleri artık metal değil aynen Depeche Mode havası elektronik müzik yapıyordu. Albümü elim titreyerek satın aldığımı hatırlıyorum. İlk dinlememde göz yaşlarıma hakim olamadım. Ama ikinci dinleyişimde gruba hayranlığım daha da arttı. Müzik türü değişmişti, artık Paradise Lost bir metal grubu değildi ama yine de çok iyiydi. Host albümü gerçekten de çok başarılı bir albümdü. Başka bir gruptan çıksa daha iyi olurdu belki ama yine de Host'un Behind The Grey gibi parçalarının hakkını fazlasıyla vermek lazım. Bence kariyerlerindeki başarılı albümlerden birisidir. Herkes benim gibi düşünmedi tabii ki. Eski hayranlarının hemen hepsi Paradise Lost'u tek kalemde sildi attı. Bu tarzdaki değişiklik, başarılı bir albüm çıkartmış olmalarına rağmen Paradise Lost'un tüm popüleritesini sildi attı.
2001 yılında Paradise Lost hatasını fark etmiş olmalı ki, yine EMI ile Believe In Nothing adlı bir albüm çıkarttı. Bu albüm ne bir One Second idi, ne de bir Host. ikisinin arası ama grubun tekrar Metal yapmaya başladığı müjdesini taşıyordu. Albümde başarılı bir parça bence yok. Maalesef kötü bir albüm ama iyi bir mesaj taşıyordu.
2002 yılında Paradise Lost plak şirketini değiştirdi. GUN ile çalışmaya başladı. Grup artık One Second'daki çizgilerine benzer bir müzik tarzı ile kariyerlerine devam etmektedir. 2002 albümleri Symbol Of Life başarılı bir albümdür. Tabii ki ne bir Draconian Times, ne de bir Icon'dur ama yine de dikkate değer bir şekilde grup tekrardan kendisini toparlamaktadır.
Grup 2005 yılında kendi isimlerini taşıyan Paradise Lost adlı albümlerini piyasaya çıkarttıklarında çok büyük beklentiler içerisindeydi. Çünkü grup artık resmen eski güzel günlerindeki müzik tarzına geri dönmüştü. Bu albüm çok başarılı bir albüm olmasına rağmen maalesef hiçbir zaman popüler olmadı. Hatta çok az duyuldu ki albümün çıktığını bir kaç ay sonra gördüm. Grup elemanları bu reklam ve promosyon eksikliğinde suçu plak şirketlerine atmış, gerekli tanıtımın yapılmadığını söylemiştir. Ben de kesinlikle katılıyorum.
Geldik günümüze.... Yıl 2007 ve Paradise Lost 16 yıllık kariyerlerinde taş gibi sağlam yeni bir albüm ile ölmediklerini hatta tam tersine sapasağlam ayakta olduklarını bize ispatlıyor. Yeni bir gitar tarzı da denedikleri bu albümde, bir önceki iki albümü gibi One Second çizgisi hakim. Elimizde bir Draconion Times yok, daha doğrusu onun karanlık atmosferi, bol wah wah'lı gitar soloları yok, gothic havası yine de eksik ama bu albüm yine de çok başarılı. Klavye ve elektronik olanaklardan da gerektiği kadar, asla abartmadan faydalanıyorlar. Jeff Singer, davulda zaman zaman abartıp çift kroslara bile başlıyor. Bol senkoplar, keskin ritimler akılda kalıcı melodiler bu albümün ilk izlenimleri. Nick Holmes vokal tarzında olgunluğunu konuşturuyor.
En çok göze çarpan parçalar Never For The Damned, The Enemy, Praise Lamented Shade, Requiem, Fallen Children gibi diyorum ama aslında diğer parçalar da çok başarılı. Paradise Lost 12 sene önceki hali değil tabii ki. Grup elemanları da 12 yılda büyüdü, hayata bakışları, müzik zevkleri değişti. Onlardan yeni bir Draconion Times beklemesek de böyle bir albüm çıkartmış olmalarından dolayı da çok keyif aldığımı söylemeliyim. Puanlamam gerekseydi 10 üzerinden rahatlıkla 7-7.5 alabilecek bir albümdür In Requiem.
Podcast