Melodic Death
Rotting Christ - Theogonia (2007)
rottingchrist1
Komşumuz Yunanistan'dan çıkmış en popüler grup Rotting Christ'tan yeni bir albüm. Pek çok örnekleri gibi kariyerlerinin ilk yıllarında primitif bir Black/Death Metal çizgisi çizen grup 2. albümlerinden itibaren biraz daha melodik death metale yaklaştı ve Dark Metal diye de adlandırılan kulvarda müzik yapmaya başladı. Non Serviam adlı bir klasikleşmiş albüme imza atmış olan grup bu isim ile Türkiye'de yayınlanan bir aylık mecmuaya da isim babalığı yapmıştır. Rotting Christ, canlı performansları ile oldukça başarılı, çok sempatik ve ilginç derecede Türk dostu bir gruptur. Hatta Rotting Christ, Türk olsun diye bir kampanya yapsak çok absürd bir şey yapmış olmayız. Ülkemizde en kötü Yunan düşmanlığının coştuğu yıllarda bile ülkemizde konserler vermiş, konserlerinde Türkçe konuşmuş, hepimizin bir duygu yumağı halinde konserden çıkmamızı sağlamışlardır. Bu sebeple bu grubun ülkemiz için ayrı bir önemi vardır.

Yeni albümleri Theogonia maalesef ki beklentilerimi karşılayan bir albüm değil. Güzel melodiler var, üretim kalitesi oldukça yüksek, enstrumanlar oldukça iyi çalınmış. Ama daha önce pek çok Rotting Christ albümünde hissettiğim şeyi yine burda da hissediyorum. Ne olduğunu bilmiyorum ama bu grupta bir şey eksik. Vokal tarzlarında bir sıradanlık her zaman beni rahatsız etmiştir. Sevdiğim bir gruptur, yılda bir kaç kez albümlerini dinlerim ama yine de en sevdiğim gruplar listesine kesinlikle girmiyor.

Theogonia'nın açılış şarkısı albümün kalanını aynen yansıtıyor. Aslında sadece bu parçayı dinleyip bütün albümü dinledim deseniz olur. Dosdoğru bir gitar solosu yok. Gitar riffleri ara sıra saçmalık denecek seviyede zırvalıyor. Vokal ise hep aynı. Albümün en orijinal parçası bence içerisinde Türk müziği kokusu da aldığımız Nemecic adlı parça.

Sonuç olarak bu albüm bence başarısız bir albüm. Sıradanlıktan daha ileriye gidemiyor. Türkiye'de verecekleri bir sonraki konsere yine giderim o ayrı bir mevzu Happy Rotting Christ sanırım, CD'den değil de canlı dinlemeyi sevdiğim nadir gruplardan birisi.

Podcast
Samael - Solar Soul (2007)
samael1
Samael, kökeni 1991 yıllarına dayanan 8 albüm yapmış ilk 3 albümüyle yüksek bir müzikal başarıyı yakalamış İsviçreli bir gruptur. Kariyerlerinin ilk yıllarında karanlık tarafta yer alan çok tipik bir Satanizm propogandası yapan bir Black/Death grubuyken 1996 yılında çıkarttıkları Passage adlı albüm ile fanlarını tam anlamıyla şoka sokmuş, endüstriyel metal denilen ucube(benim fikrimce) müzik türüne geçiş yapmış bir gruptur. Tamam kabul etmek gerekirse bu türü de oldukça iyi yapmalarına rağmen her yeni albümünü aldığımda acaba kökenlerine geri dönerler mi hevesini yaşamadan edemiyorum. Maalesef bu albümlerinde de ilk 3 albümdeki tad ve doku yok. Öyleyse biz de bu grubu bu haliyle kabullenip Solar Soul albümünü inceleyelim.

Solar Soul, elektronik müziğin yoğun kullanıldığı bir albümdür. 1996 yılından itibaren seçtikleri yönü büyük bir tutarlılıkla sergilemeye devam ediyorlar. Kirli bir brutal vokal ile neredeyse Rap denilebilecek bir vokal tarzı ile bol melodik, farklı bir tarzda bir albüm. Gitar partisyonları son bir kaç albüme nazaran daha yoğun hissedilebiliyor. Albümün bütününde bir tekdüzelik mevcut. Metronom hemen hemen hiç sapmadan hep aynı devam ediyor. 1-2 şarkı dinledikten sonra albmün kalanını dinlemek istemiyorsunuz. Sıradanlıktan biraz daha öteye maalesef geçemiyor.

Bu albümü sadece benim gibi eski Samael hayranlarına önerebilirim. Endüstriyel Metal fanları bu albüm hakkında ne düşünür çok net bilmiyorum ama ne bileyim çok da gerekli bir albüm gibi durmuyor. Dinlemeseniz de büyük bir kayıp olmaz.

Podcast
Susperia - Cut From Stone (2007)
susperia1
Bu Death Metal gruplarına ne oluyor böyle. Susperia'yı ilk defa 2000 yılı Predominance adlı albümleri ile dinlemiş çok sevmiştim. Grup davulda eski Dimmu Borgir ve Old Man's Child üyesi Kenneth Åkesson etkisi ile uçup gidiyordu. Grubun diğer elemanları da Black Metal kökenli oldukları için müzikte bir Black Metal tadı vardı ve sınıfının en iyi gruplarından birisi idi. Aradan geçen 7 yılda 3 albüm ve 1 EP çıkartmış olmalarına rağmen bu albümleri dinleme fırsatım olmamıştı. 2007 yılı albümleri Cut From Stone'u dinlediğimde ise halen daha şoku üzerimden atamadım. Bu grup artık uyduruk bir Melodik Death ve hatta Thrash grubuna dönüşmüş.

Norveçli grubun bu geçtiğimiz 7 yılda başına ne geldi bilinmez ama sonuç hiç de iyi olmamış. Hiç bir orijinalliği olmayan, son derece sıradan ve sürekli kendisini tekrarlayan anlamsız rifflerle müziği zorlayan ama bir sonuca varamayan ucube ve kalitesiz bir grup ile karşı karşıyayız. Tamam kabul ediyorum bazı parçalarda evet fena değil dedirtse de 2 dakika sonra bir bakıyorsunuz bir Machine Head taklidi oluveriyor. Ardından da sanki "Darkseed" çıkıyor sahneye. Bu kadar yetenekli müzisyenlerden böylesine oturmamış bir müzik türü çıkması ve müziği tam yakaladım derken ayağınızın altından kayıp gitmesi üzücü. Bir grubu daha sildim kaliteli Death Metal grupları listemden sonuç budur.

Podcast



Dark Tranquillity - Fiction (2007)
darktranquillity1
Dark Tranquillity, In Flames ile birlikte İsviçre'den çıkmış en iyi Melodik Death Metal gruplarından birisidir. Kariyerlerinde hep bir tarza sadık kalmış ve kariyerlerinin en başından beri çok az değişim göstermiştir. 2007 tarihli albümleri Fiction da bir istisna değildir. Albümün ilk bir dakikasını dinledikten itibaren "evet bu yine aynı Dark Tranquillity" diyorsunuz. Clean vokale diğer albümlerinden daha az rastlanmasına rağmen Dark Tranquillity yine melodik ve yine çok kaliteli.

Dark Tranquillity geçmişte çok daha başarılı albümlere imza atmıştır. Şahsen The Gallery, Skydancer gibi albümlerin çok daha kaliteli albümler olduğunu düşünüyorum. Geçmiş albümlerinde bir miktar Iron Maiden'ın çift gitar tekniğinin death vokalleri ile süslenmiş hali havası vermekteyken son albümlerinde, özellikle de 2005 tarihli Character albümü ve 2007 Fiction albümlerinde artık kendine has ve biraz daha farklı bir tarza geçiş yaptığını düşünüyorum. Bu yeni tarza geçişin ilk sinyallerini verdiği Projector albümünde ise Auctioned tam anlamı ile bir klasiktir.

Sonuç olarak Fiction yine kaliteli bir Dark Tranquillity albümü fakat kariyerlerinin ilk abümlerindeki sizi alıp götüren melodilerden yoksun. Her halikarda arşivinizde bulunmasını önerebileceğim bir albüm. Eğer Dark Tranquillity ile yeni tanışacaksanız The Gallery albümünü şiddetle tavsiye ederim.


Podcast