Power Metal
Nightwish - Dark Passion Play (2007)
05/08/07 22:44 |
>
2004 yılında çıkan "Once" albümünden bu güne geçen 3 yılda Nightwish yeni bir bayan vokalist ve yeni bir albüm ile karşımızda. Geçtiğimiz 3 yıl eminim ki Nightwish için zor ve çok stresli olmuş olmalı. Tarja'nın yerini dolduracak bir bayan vokal bulmak gerçekten çok zor, zira hatırı sayılır bir hayran kitesine bir sesin yerini dolduracak birisini bulmak neredeyse imkansız ve hayranların yeni vokalisti kabullenmedeki ukelalıkları ile uğraşmak zorunda kalacaklardı. Nightwish seven 100 kişiye sorsanız belki de 98 tanesi Tarja'nın sesini çok beğendiğini söyleyecektir. Ben geride kalan ve Tarja'nın sesini sevmeyen 2 kişiden birisiyim. Yahu nasıl bu hatunun sesini sevmezsin diyebilirsiniz. Bazı şarkılarda Tarja'nın sesi cidden kusursuz olsa da bazı parçalarda çok bayık, kendini tekrarlayan tarzda ve doğal değildi. Ayrıca Tarja'nın o kalın sesinden çok da haz almıyordum. Nightwish'in son derece klas senfonik altyapısının daha renkli bir vokalle süslenmesinin daha iyi olacağını düşünüyordum.
Dark Passion Play'de grup Anette Olzon adlı çıtı pıtı yeni bir bayan vokal ile karşımızda. Anette'nin sesi kesinlikle Tarja'ya benzemiyor. Daha çok Within Temptation'ı andırıyor diyeyim siz anlayın. Bir önceki paragrafta bahsettiğim Nightwish'in müziğini süslemesini umduğum daha renkli bir ses tanımına uyuyor mu o biraz şüpheli olsa da Anette küçümsenecek bir ses değil. 8 yaşından beri müzikle içiçe olan, ilk grubunu 17 yaşında kuran eğitilmiş ve profesyonel bir müzisyen Anette. Nightwish gibi bir grupla daha önce çalışmamış olmasına rağmen bence Nightwish'i rahatlıkla farklı yerlere taşıyabileceğine inanıyorum. Biraz şans tanımamız gerekiyor ona sadece ve önyargısız olarak albümü dinleyelim.
Albüm müzikal olarak diğer Nightwish albümlerinden biraz farklı. Klavyeler biraz daha ön planda hatta zaman zaman Dimmu Borgir'ın 2003 sonrası müzikal altyapılarına benzetmeden edemedim. Gitarlar daha Power Metal, daha güçlü ve yine son derece melodik. Elektronik müzikten de gerektiğinde faydalanmışlar. Zaman zaman erkek vokaller Anetta'ya destek de oluyor. Albümün açılış şarkısından(The Poet And The Pendulum) kapanışına kadar hemen hemen aynı tempo hakim. Yani tempo hızlı, gitarlar alışık olmadığımız kadar sert, davul çift kros gümbür gümbür. Teker teker şarkı incelemesi yapmayacağım çünkü albümde öyle öne çıkan bizi aşık eden veya ultra gaza getiren bir parça yok. Ama hiç birisi de vasat denmeyi hakketmiyor. Ortalamanın üstünde bir kalite albümün tamamında hakim ama albüme kesinlikle bir klasik demek mümkün değil. İyi bir albüm işte hepsi o kadar. Anetta'lı veya Tarja'lı bence Nightwish'in iyi albümlerinden birisi. Ama kesinlikle en iyilerden değil.
Albüm 26 Eylül 2007'de vitrinlerde yerini alacak. Ben grubun tanıtım için yayınladığı Promo kaydından albümün yorumlarını yapıyorum. Albüm satılmaya başladığında da paraya kıyıp satın alacağım. Siz alırsınız veya almazsınız onu bilemem. Neticede Nightwish artık Tarja'lı eski Nightwish değil, hem müzikal olarak değişti hem de vokalist olarak. Umarım siz de beğenirsiniz.
Podcast içerisinde albümün açılış şarkısı The Poet And The Pendulum'dan bir kesit yer alıyor. İyisi mi dinleyip Anetta'nın sesi hakkında yorumları kendiniz yapın.
Podcast
Running Wild - Death Or Glory (1989)
30/06/07 03:45 |
>
Running Wild, yeni jenerasyon Metal dinleyicileri tarafından bilinmeyen fakat eskiler tarafından yüksek saygı ve sadakatle anılan oldukça kaliteli bir Power Metal grubudur. Hatta bu müzik türünün oluşmasında ve olgunlaşmasındaki katkılarını küçümseyemeyeceğimiz bir gruptur. Deri ceketler ve kabarık saçlarıyla 1980 ve 1990'ların başarılı grubu kariyerine Death Metal'e daha yakın bir tarzda başlamış fakat Power Metal'e dönüşümünü 1989 yılında yayınlanmış Death or Glory albümü ile tamamlamıştır. 1989 öncesi albümlerinden 1985 albümü Branded And Exiled içerisinden Mordor ise grubun kalitesini erken döneminden belli eden üst kalitede bir parçadır.
Albümün açılış şarkısı Riding The Storm benim için tam bir klasiktir. Distortion gitarın bu kadar melodik ve aynı zamanda bu kadar güçlü çalınabildiğini 1980'lerde bana gösteren çok başarılı bir parçadır. Albümün 6. parçası Marooned ise albümün belki de en başarılı parçasıdır. Gitar, vokal, davul hepsi tam bir uyum içerisinde kusursuz bir şarkıdır. Bu albümün kapağını da çok severim.
Running Wild, Death Or Glory Heavy Metal dinliyorum diyen herkesin arşivinde bulunması gereken bir başyapıttır. Mutlaka edininiz.
Podcast
Helstar - Nosferatu (1989)
30/06/07 03:20 |
>
Nosferatu, Yunanca nosophoros, yani veba taşıyıcı kelimesinden gelmektedir. Camarilla birliğine dahil olan 7 vampir klanından birisi olup 1921 yılında çekilip 1922 yılında yayınlanmış dünyanın ilk korku filmlerinden birisinin ismidir. Nosferatu, vampirler arasında en çirkin olanıdır, uzun tırnakları ve korkutucu yüzüyle insanlara dehşet salar. Kont Drakula'ya benzemez. Kesinlikle çekici cezbedici değildir. Dobra dobradır. Çok çirkindir ve bu çirkinliğini saklamak zorunda değildir. Bu sessiz film karakteri zamanında film endüstrisinde kendisinden sonra çekilecek vampir filmlerine bir ilham kaynağı olduğu gibi müzik endüstrisinde de çok defa ele alınmış çekici bir konudur.
Helstar'ın Nosferatu albümünün ilk iki parçası özellikle albümün en vurucu şarkıları. Rhapsody In Black ve Baptized In Blood adeta birer marş niteliği taşıyor. Gitar riffleri ve davul ritimleri günümüz Metal müziğinde sıradanlaşmış olsa da 1980'ler için oldukça yenilikçi ve çok farklı bir tarzdı. Vokalist James Rivera'nın sesi aslında çok nitelikli olmasa da grubu sürükleyen kuvvettir. Özellikle ilk iki şarkıdaki performansı ile göz doldurur.
Helstar'ın ilk albümü olan Burning Star'ı(1984) bugüne kadar dinleme imkanım olmamasına rağmen, pek kişi tarafından en az Nosferatu tarafından iyi bir albüm olduğu söylenmektedir. Ben bilmiyorum, söyleyenlerin yalancısıyım. Bendeki diğer albümü olan Remnants of War(1986) ise maalesef Nosferatu'daki o eşsiz keyfin yakınından bile geçmeyen başarısız bir albümdür. Gerçi Nosferatu albümü Remnants of War albümünden sonra kaydedilmiş ve bence gruba esas zevkini veren gitar rifflerindeki kalite artışı da Remants of War albümünden sonra gelmiştir. Bu farkı da kuşkusuz Andre Corbin yaratmıştır.
Helstar Nosferatu, Heavy Metal (özellikle Power Metal) dinliyorum ve bu işe yıllarımı verdim diyen herkesin kuşkusuz dinlemesi gereken bir klasiktir. Temin etmeniz çok kolay olmasa da eğer imkanınız olursa mutlaka edinmenizi öneririm.
Podcast
Manowar - Gods Of War (2007)
11/03/07 23:24 |
>
Albümün ilk iki parçası intro niteliğinde. Intro dediğime bakmayın, yaklaşık 10 dakika sürüyor bu giriş aşaması. Artık ne olacaksa olsun hani nerede gelişme aşaması diyor insan bir süre sonra ama ardından gelen King of Kings her zamanki Manowar, gitar ve davul riff'leri bir Hail and Kill havası hissettirse de bu kesinlikle kendilerini tekrarladıkları anlamına gelmiyor. King of Kings'in ardından yine bir Manowar klasiği klise korosu ile Army of the Dead geliyor. albümde 7. parça Blood Brothers ise yine mükemmel bir Manowar ballad'ı. Kesinlikle dinlenmesi gerekli diyorum.
Kuzey kültürlerinden ciddi esinlenilmiş bir albüm Gods of War, ki bu albümün isminin yazılışından da belli oluyor ve pek çok şarkı da İskandinav Tanrısı Odin hakkında. Bu parçalardan bazıları Overture to Odin, Blood of Odin, Sons of Odin
Podcast